1 Nisan 2015 Çarşamba

KENDİMİZE GİRİŞ SINAVI...

Nereden başlasam bilemiyorum.Belli ki karmaşık bir yazı olacak.İnşallah toparlayabilirim.Dünyanın ve evrenin bir başlangıcı olduğunu biliyoruz.Başlangıcı olan herşeyin sonu olması da gerekir.Her yaratılmış,yaratıldığı andan itibaren, ölümüne doğru yol almaya başlar.Üzerinde yaşadığımız dünya ve evren de ölümlerine doğru yol alıyor olmalı.Bulunduğumuz bu çağ da ise,bu gidiş başdöndürücü bir hızla devam ediyor zannındayım.En doğrusunu Allah bilir.Eskiden yüzlerce yılda gerçekleşen büyük teknolojik gelişmeler, aylar hatta haftalar süresinde oluyor artık.Bütün bu gelişmelerin hızlanması sonucu,siz de elbette farketmişsinizdir,kendimize ayırdığımız mesaimiz oldukça azaldı.Dinlenmek,tatil yapmak,ya da ailemizle birlikte zaman geçirmekten bahsetmiyorum.Kendimizle,başbaşa,faça façaya kalış anlarımız azaldı."Kendine iyi bak" ya da "Kendinle barışık ol" gibi klişe sözleri birbirimize sıkça söyleriz gün içinde.Hesaba çekilmeden önce,kendimizi hesaba çekmemiz tavsiye edilmiştir.Peki,kendisiyle başbaşa kalmayan insanın,kendisine yönelmeyen insanın kendisini hesaba çekmesi hangi ara olabilir.Sosyal medya sürekli başkalarına zaman ayırdığımız bir mecradır aslında.Başkalarına öğüt vermek,laf sokmak,küfretmek için kullandığımız ya da diğerleri ne demiş diye baktığımız bir sahadır.Gündelik koşuşturmalardan sonra rahatlamak için televizyona koşarız önce.O olmazsa telefon ya da bilgisayara koşarız.Ya da hepsi beraber.Bu koşuşturma bir kendinden kaçıştır aslında.Kendisiyle yüzyüze gelmekten,kendisine hesap vermekten kaçıştır bu.Falancaların,örneğin siyasetçilerin,gazetecilerin,futbolcuların,kendimizden statü olarak üstte ya da altta farketmez başkalarının ne yaptığıyla çokca ilgileniriz.Kendisiyle barışması için,önce kendisiyle savaşmalıdır insan.Bu savaşın en önemli şartı samimiyettir.Birkaç gün önce,elektrikler uzun süre kesilince çok sevindim.Kimse başkalarının ne dediğini istese de öğrenemeyecekti.Öyle olunca mecburen de olsa kendimizle meşgul olacaktık.Sorular soracaktık kendimize,cevaplar verecektik kendimize.Başkalarının ne diyeceği umrumuzda olmadan,sert sorular ve yumuşak olmayan cevaplar.Yanlış anlaşılmasın.Kendimize karşı acımasız olalım demiyorum,ama çok merhametli de olmayalım.Sadece samimi olalım.Bütün dünyada kutlanan bir gün olmalı belki.Kendisiyle başbaşa kalma günü.Kendimle zaman zaman böyle konuşmalarım ya da kavgalarım oluyor.Bu buluşmalar da kendime yönelttiğim en can alıcı soru şu oluyor.BEN NE İÇİNİM ?Diğer varlıkların ne içinliğiyle ilgili bir fikrim var.Ama ben ne içinim?Hangi tarihte,nerede doğacağım bana sorulmamıştı.Anne-babamın kim olacağıyla ilgili de fikrimi alan olmamıştı.Belli ki benden habersiz benim dışımda bir kuvvet bunları belirlemişti.Nerede,ne zaman,ve ne şekilde öleceğim bunu da bilmiyorum.Sadece öleceğimi biliyorum.Başını ve sonunu benim belirlemediğim bir hayatı yaşıyorum.Ben ne içinim sorusunun herkes için farklı bir cevabı vardır.Tabi ki benim de bir cevabım var.Bunu burada yazmayacağım.Çünkü bu soru herkes için,ama herkesin cevabı kendisi için olmalı.Ömrü sınavlarla geçmiş,sürekli başkalarının sorduğu sorulara cevaplar arayan bir nesiliz.Soruları da cevapları da bize ait olan ve hiç rakibimizin olmadığı bir sınava ne dersiniz.Belki de şimdiye kadar girdiğimiz sınavların en zoru olacak bu?Diğerlerin de sorular önceden bize ulaşsa işimiz kolay deriz.Hadi hodri meydan.Sorular da biz de,cevaplar da...



ismail çiğci


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder